UEFA, AFC ve Concacaf’tan Infantino’ya ortak çıkış: FIFA’daki yatırım krizi güven krizine dönüştü

UEFA, AFC ve Concacaf, rafa kaldırılan FIFA Forward Enterprise projesinin yönetiliş biçimi nedeniyle FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya ortak bir çıkış yaptı. Ticari bir anlaşmazlık olarak başlayan süreç, dünya futbolunda güven, yönetişim ve kolektif karar alma tartışmasına dönüştü.

Yayınlandı 10 Ağu 2026
Görüntülenme 152

Bu makale orijinal olarak English dilinde yazılmıştır. Şu anda okuduğunuz çeviride editoryal hatalar olabilir.

UEFA, AFC ve Concacaf’ın FIFA’daki yönetişim tartışması sırasında yayımladığı ortak açık mektup

UEFA, AFC ve Concacaf’tan Infantino’ya ortak çıkış: FIFA’daki yatırım krizi güven krizine dönüştü

Dünya futbolunun altı kıtasal konfederasyonundan üçü, FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya karşı dikkat çekici bir ortak çıkış yaptı. UEFA, Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) ve Concacaf, 10 Ağustos Pazartesi günü yayımladıkları açık mektupta, artık rafa kaldırılmış olan FIFA Forward Enterprise projesinin yönetiliş biçiminin kurumsal güveni zedelediğini savundu. FIFA’nın ticari faaliyetlerine özel yatırımcıların dahil edilmesi üzerine başlayan anlaşmazlık, artık dünya futbolunda yönetişim, kolektif karar alma ve FIFA başkanlık makamının yetki sınırları üzerine çok daha geniş bir tartışmaya dönüşmüş durumda.

Mektubu önemli kılan, üç konfederasyonun eleştirilerini yalnızca geri çekilmiş bir ticari projeyle sınırlamaması. UEFA, AFC ve Concacaf, asıl sorunun projenin arkasındaki karar alma süreci ve böylesine önemli bir girişimin, kendi görüşlerine göre futbolun yönetim yapılarıyla yeterli istişare yapılmadan ilerleyebilmesini mümkün kılan yönetim anlayışı olduğunu savunuyor. Açık mektupta meselenin futbolun bütünlüğü ve oyunu yönetmek üzere seçilen kişilerin sorumluluğuyla ilgili olduğu vurgulanıyor. Bu da tartışmanın artık bir yatırım planının teknik ayrıntılarının çok ötesine geçtiğini gösteriyor.

FIFA Forward Enterprise neydi?

Tartışmanın çıkış noktası, FIFA’nın kısaca FFE olarak anılan FIFA Forward Enterprise adlı yeni bir ticari yapı oluşturma planıydı. Proje; yayın hakları, sponsorluk, lisanslama, biletleme ve hospitality gibi FIFA organizasyonlarıyla bağlantılı temel ticari faaliyetlerin yeni bir yapı altında toplanmasını öngörüyordu. FIFA, bu modeli organizasyonlarının ticari değerini büyütmek ve elde edilecek ek kaynakları futbolun gelişimine ve üye federasyonlara yeniden aktarmak için önemli bir fırsat olarak sunuyordu.

Planın en tartışmalı tarafı ise bu yapıya özel yatırımcıların dahil edilmesi ihtimaliydi. Reuters’ın aktardığına göre FIFA, yeni ticari yapının yüzde 20’lik hissesini satmayı değerlendiriyordu ve bu işlem yaklaşık 4,2 milyar dolarlık kaynak yaratabilirdi. Bu ihtimal, tartışmanın çerçevesini hemen değiştirdi. Plana karşı çıkanlar açısından mesele yalnızca FIFA’nın daha fazla gelir elde edip edemeyeceği değildi. Dünya Kupası ve diğer FIFA organizasyonlarının taşıdığı ticari değerin bir bölümünün özel sermayeye açılmasının doğru olup olmadığı ve böylesine büyük bir kararın futbolun yönetişim sistemi içinde hangi mekanizmalarla onaylanması gerektiği de sorgulanmaya başladı.

FIFA bunu istişare süreci olarak tanımladı, konfederasyonlar ise bir yönetişim sorunu gördü

Infantino, proje hakkında nihai bir karar alınmadığını ve planın hayata geçebilmesi için FIFA’nın üye federasyonları ile FIFA Konseyi’nin onayının gerektiğini savundu. FIFA da süreci bir istişare olarak tanımladı ve kurulması planlanan yapının kontrolünün dünya futbolunun yönetim organında kalacağını belirtti. Ancak bu açıklamalar muhalefeti yatıştırmaya yetmedi. UEFA ve Concacaf en güçlü eleştirileri yönelten taraflar olurken, AFC de daha sonra onların pozisyonuyla aynı çizgiye geldi. Konfederasyonların kaygısı yalnızca önerilen yatırım modeliyle ilgili değildi; dünya futbolunun geleceğini etkileyebilecek ölçekte bir ticari proje geliştirilirken temel kurumların sürece gerektiği şekilde dahil edilmediğini düşünüyorlardı.

Tepkiler büyüdükçe projenin sürdürülmesi de zorlaştı. FIFA sonunda FIFA Forward Enterprise girişimini geri çekti ve Infantino projenin artık fazla bölücü bir hale geldiğini kabul etti. Normal şartlarda tartışmalı bir projenin geri çekilmesi krizi sona erdirebilirdi. Fakat FFE’nin rafa kaldırılması bu kez ikinci ve potansiyel olarak daha ciddi bir tartışmanın önünü açtı: Proje nasıl bu noktaya kadar ilerledi ve bu süreç FIFA yönetimi ile daha geniş futbol topluluğu arasındaki ilişkiye kalıcı zarar verdi mi?

Tartışmanın odağında artık Infantino’nun liderliği var

UEFA, AFC ve Concacaf’ın ortak açık mektubu bu değişimi açık biçimde ortaya koyuyor. Üç konfederasyon, Infantino’yu yanıltıcı bir süreç üzerinden güveni zedelemekle ve FIFA başkanına yetki veren kolektif yapıların üzerinde hareket etmekle suçluyor. Yaşananları temel bir güven ihlali olarak tanımlamaları, üç kıtasal futbol otoritesinin ortak açıklamasında son derece sert ve alışılmadık bir dil kullanıldığını gösteriyor. Bu da karşı karşıya olduğumuz durumun artık ticari strateji üzerine yaşanan sıradan bir görüş ayrılığı olmadığını ortaya koyuyor.

Buradaki ayrım önemli. Bir politika tartışması çoğu zaman ilgili politikanın değiştirilmesi ya da tamamen geri çekilmesiyle çözülebilir. Ancak kriz, karar alma süreçlerine ve o süreçlerin başındaki kişiye duyulan güven üzerine kurulmaya başladığında mesele çok daha zor hale gelir. Açık mektup, üç konfederasyonun FFE’nin iptal edilmesini yeterli görmediğini ortaya koyuyor. Çünkü artık tartışmanın merkezinde hesap verebilirlik, şeffaflık ve dünya futbolunun en üst düzeyindeki stratejik kararların nasıl geliştirildiği bulunuyor.

FIFA hataları kabul etti ancak Infantino’ya desteğini sürdürdü

FIFA, 5 Ağustos’ta Fas’ın Rabat kentinde düzenlenen yönetim toplantısında krizi kontrol altına almaya çalıştı. Kurum, FFE sürecinin yönetiminde hatalar yapıldığını kabul etti; FIFA Konseyi üyeleriyle ulusal federasyonların kendilerini sürecin dışında bırakılmış hissetmemeleri gerektiğini belirtti ve sürecin farklı şekilde ele alınması gerektiğini açıkladı. FIFA ayrıca projeyle ilgili gelişmelerin inceleneceğini duyurdu.

Buna karşın FIFA’nın üst yönetimi Infantino’ya desteğini yeniden teyit etti. Süreçte hata yapıldığının kabul edilmesine rağmen başkanın arkasında durulması, UEFA, AFC ve Concacaf açısından yeterli olmadı. Üç konfederasyon, açık mektuplarında FIFA’nın hiçbir rolünün bulunmayacağı, tamamen bağımsız bir üçüncü taraf incelemesi talep ediyor. Böyle bir inceleme yapılması halinde odak kaçınılmaz olarak kurum içindeki karar alma mekanizmalarına çevrilecek: Kimler sürece dahil edildi, yönetim organları ne zaman bilgilendirildi, proje nasıl geliştirildi ve gerekli denetim mekanizmaları gerçekten işletildi mi?

Dünya futbolunun tamamı Infantino’ya karşı değil

Ortak mektubun sertliğine rağmen mevcut tabloyu Infantino ile futbol dünyasının geri kalanı arasında yaşanan basit bir cepheleşme olarak görmek doğru olmaz. FIFA Başkanı küresel futbol içinde hâlâ ciddi bir desteğe sahip. Afrika Futbol Konfederasyonu (CAF) Infantino’nun liderliğini desteklerken, farklı bölgelerden çok sayıda ulusal federasyon da benzer bir tutum sergiliyor. Buna karşılık özellikle Avrupa’daki bazı federasyonlar daha farklı bir çizgiye geçerek desteklerini geri çekti ya da Infantino’ya yönelik tutumlarını yeniden değerlendirmeye başladı.

Bu bölünme, tartışmayı tek bir ticari projenin geleceğinin çok ötesine taşıyan temel unsurlardan biri. Ortaya çıkan fay hatları kıtalar arasında düzgün çizilmiş sınırlar halinde ilerlemiyor. Aksine, FIFA’nın 211 üye federasyonunun her birinin oy hakkına sahip olduğu; konfederasyonların, ulusal federasyonların, kalkınma fonlarının ve bölgesel çıkarların güç dengesini etkilediği daha geniş siyasi yapının içinden geçiyor. Sonuçta ortaya çıkan şey, FIFA başkanlığı, FIFA Konseyi, kıtasal konfederasyonlar ve üye federasyonlar arasında yetkinin nasıl paylaşılması gerektiğine dair kapsamlı bir yönetişim mücadelesi.

Mesele artık yalnızca para değil

Ortak mektubun en güçlü vurgularından biri de tartışmanın yalnızca gelir meselesi olarak görülmemesi gerektiği. UEFA, AFC ve Concacaf, uluslararası futbolun son yıllarda ekonomik olarak büyüdüğünü ve üye federasyonlara aktarılan kaynakların arttığını kabul ediyor. Ancak bu başarıların kolektif olduğunu özellikle hatırlatıyorlar. Dünya Kupaları, genişleyen turnuvalar, kalkınma programları ve futbol ekosistemine dağıtılan kaynaklar; FIFA’nın, konfederasyonların, ulusal federasyonların ve oyunun farklı alanlarında çalışan binlerce insanın ortak emeğinin ürünü. Üç konfederasyonun mesajına göre bunlar tek bir kişinin başarısı olarak görülemez.

Bu nokta, FIFA etrafında şekillenen siyasi tartışmanın da merkezine dokunuyor. Infantino yönetimi artan gelirleri ve futbol gelişimine ayrılan daha yüksek bütçeleri uzun süredir ilerlemenin önemli göstergeleri olarak öne çıkarıyor. Özellikle altyapı, organizasyonlar, milli takımlar ve taban futbolu için FIFA fonlarına büyük ölçüde ihtiyaç duyan üye federasyonlar açısından bu kaynakların somut bir karşılığı var. Buna karşı çıkan yaklaşım ise finansal büyümenin önemsiz olduğunu söylemiyor; ticari başarının kurumsal hesap verebilirlik ihtiyacını ortadan kaldırmadığını savunuyor. Temel soru, FIFA’nın giderek büyüyen mali gücüne paralel olarak büyük stratejik kararları denetleyen kolektif mekanizmaların da aynı ölçüde güçlenip güçlenmediği.

FFE geri çekildi ancak kriz sona ermedi

FIFA Forward Enterprise artık gündemde olmayabilir, ancak yarattığı tartışmanın sonuçları projenin kendisinden çok daha uzun süre hissedilebilir. UEFA, AFC ve Concacaf artık yalnızca belirli bir ticari girişimi değil, FIFA’nın nasıl yönetildiğini ve başkanın dünya futbolunu oluşturan kurumlarla kurduğu ilişkiyi açık biçimde sorguluyor. Buna karşılık Infantino’nun önemli sayıda üye federasyondan destek almaya devam etmesi, bu çatışmanın kısa sürede ortadan kalkmayacağını gösteriyor.

Ortak mektubun son mesajı, tartışmanın hangi noktaya ulaştığını özetliyor. Üç konfederasyon futbolun gücünün her zaman birlikten geldiğini savunuyor ve oyuna hizmet eden, ona hükmetmeye çalışmayan bir liderlik çağrısı yapıyor. Bu çerçevede yaşananlar artık özel yatırımcıların FIFA’nın ticari yapısına dahil edilip edilmemesi üzerine yürütülen bir tartışmadan ibaret değil. Dünya futbolu ekosisteminin en üst seviyesinde güç, hesap verebilirlik ve kolektif sorumluluğun nasıl anlaşılması gerektiğine dair önemli bir sınava dönüşmüş durumda. Asıl soru ise FFE’nin çöküşünün ardından FIFA ile en etkili paydaşlarından bazıları arasında zedelenen güvenin yeniden kurulup kurulamayacağı.